gureustyeni

Güre; Sağlık kaynağı doğal kaplıcaları, yüzyıllar önce Afrodit ‘e güzellik sunan, Kazdağları’nın hayat veren doğasında, başka yerde olmayan tarihin, doğanın ve sağlığın buluştuğu yerdir. Güre termal turizm açısından körfezde büyük bir öneme sahiptir ve eşsiz kaplıcaları gerçekten de şifa kaynağıdır.Güre, Edremit Körfezi’nde mavi ile yeşilin harika bir seyir keyfi yarattığı, pırıl pırıl sıcak ve soğuk sularıyla bozulmadan geleceğe bırakabileceğimiz nadide beldelerimizden biridir.

Uzun yıllardır bölgede yapılan planlı çalışmalar sayesinde Güre bugün bir Termal Turizm Merkezi olma yolunda çok büyük aşama kaydetmiştir. 5 Yıldızlı Termal Otelleri, Termal Aqua parkı ile bir yandan sağlık turizmine hizmet ederken; plajları, yürüyüş yolları, bar, cafe, çay bahçeleri ve restaurantları ile gece beach clubları, deniz eğlenceleri ile de gündüz eğlencelerinin körfezdeki merkezi haline gelmiştir.

Güre’deki yeşil ise; dünyanın en iyi zeytinyağlarının elde edildiği binlerce yıllık zeytin ağaçları ve içinde çok çeşitli endemik bitkileri barındıran, Homeros’un İlyada’sını yazdığı Bin Pınarlı İda yani Kazdağları’nın dünyaca ünlü köknar ve çamlarından oluşmaktadır. Yaz aylarının en sıcak günlerinde bile tatlı bir serinlikte insanlarımızı bekleyen Kazdağı Milli Parkı’da Güre’nin ve yörenin en önemli değerlerinden biridir. Bu kadar çeşitliliği sinesinde barındıran Güre geçmişten günümüze tüm dünya insanlarımızı kucaklamakta ve önümüzde ki günlerin en önemli turizm beldelerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen şirin bir Ege sahil beldesidir.



Kazdağları

Kaz dağları, oksijene doyduran tertemiz havası, yemyeşil çam ormanları, ırmakları, şelaleleri, endemik bitkileri, zeytin ağaçları ile eşi bulunmaz bir doğa harikasıdır. Kaz dağları ayrıca, binlerce yıllık mitolojik öykülere de ev sahipliği yapmıştır. Dünyadaki ilk güzellik yarışmasının Kazdağlarında yapıldığı, Truva savaşlarının bu bölgede cereyan ettiği, yıllardır dilden dile söylenerek, bu günlere kadar gelmiştir.

Kazdağları, vahşi doğanın vazgeçilmezleri olan sincapların, karacaların, tavşanların, domuzların, ayıların, tilkilerin, çakalların, kurtların ve tüm kuşların ev sahipliğini büyük bir cömertlikle üstlendiği gibi meraklıları için de bulunmaz bir trekking sahasıdır.İlginç ve harika doğal yapısı ve geniş olanakları ile gerçek bir Eko turizm bölgesi olan Kazdağlarında ayrıca çadır kurup, kuş sesleri ile uyuyup, kuş sesleri ile uyanabilirsiniz..

Behramkale – Assos

Doğayla tarihin, dağla denizin iç içe geçtiği Assos; Aristo’nun yüzlerce yıl önce kurduğu felsefe okulu, Midilli Adası’nı kucaklayan antik kenti ve bohemlerin tercih ettiği iskelesiyle, yüzyıllık taş evleriyle modası hiç geçmeyecek bir klasiktir.Ünlü Athena Tapınağı M.Ö. 6.yüzyılda burada inşa edilmiştir. Dor tarzıyla yapılmış olan bu tapınak yeniden restore edilmiştir. Tapınak kalıntıları arasından sızan ay ışığını görmek için orada bulunmalı ya da erken kalkıp Akropol üzerinden şafağın doğuşunu, tepeden Edremit Körfezi’nin muhteşem manzarasını görmelisiniz. Böylece neden bu cennet gibi bölgenin seçildiğini taktir edeceksiniz.

Zeus Altarı

Homeros, İlyada Destanında Tanrıların İda Dağında yaşadıklarından ve Troia (Truva) Savaşını buradan izleyip yönettiklerinden söz eder. Tanrılar Tanrısı Zeus’un da burada yaşadığı ve savaşı izleyip yönettiği yine bu destanda yer alır. Bölgede çalışma yapan araştırmacılar da bu yüksek, denize ve Edremit körfezine hakim bir tepe üzerine inşa edilen mekanın baş tanrı Zeus’a ait olduğunu düşünmektedirler.
Dede Tepe üzerinde bulunan Zeus Altarı olarak tanımlanan alan, kaya kütlesinin işlenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kaya kütlesine kayaya oyuk basamaklardan oluşan merdiven ile çıkılmaktadır. Sunak nişleri, oturma platformları ve içi oyularak oluşturulan sarnıç mekanı bulunmaktadır. Sunağın altında bulunan oda büyüklüğündeki, içinde su bulunan bu sarnıça Zeus Mağarası denmektedir. Antik sunağın hemen yanında Çanakkale Savaşları’na katılan Erdem Dede’nin yatırı bulunmaktadır.

Hasan Boğuldu

Efsaneye göre, yöre aşiretinden bir kız ile obalı bir delikanlı evlenmek isterler. Fakat töreler uymaz ve töre sınavları yapılmasına karar verilir. Kız, obalı delikanlıya “Benimle evlenmek istiyorsan aşiret büyüklerinin kararı olarak, 40 okkalık tuz çuvalını bizim dağa sırtından hiç indirmeden getirmelisin.” der.

Çünkü dağlı kız, tuz çuvalını hiç nefes almadan ovadan dağa götürebilmektedir. Delikanlı Hasan, Emine ile evlenebilmek için tuz çuvalını sırtlanır ve dağa çıkmaya başlar. Ne var ki sıcakta terlemiş ve tuz çuvalı sırtında derin yaralar açmıştır. Yarı yolda çıkamayacağını anlar ve Emine’ye durması için yalvarır, sonra kendini gölete atar. Emine töre kanununa göre duramaz arkasına bakmadan dağa varır. Hasan törenin isteğini yerine getirmemiştir. Ancak Emine bir süre sonra kulaklarında sürekli Hasan’ın yakarışlarını duyar, durmadığı için pişman olur. Hasan’ın ona yalvardığı göletin oraya gelip onu aramaya başlar. Göletin kenarında Hasan’a verdiği yemeniyi bulur ve o yemeniyle kendini orada bir ağaca asar.

Yazları azalmasına rağmen efsanedeki derenin aktığı bölgede suyun kenarında piknik masaları bulunuyor. Kızılkeçili Çayı üzerinde bulunan Sütüven Çağlayanı’nın biraz ilerisinde doğal kayanın havuz haline dönüştüğü, yemyeşil doğası, pınarı, küçük göletleri ve şelalesiyle çok hoş bir piknik mekanı Hasan Boğuldu.

Başdeğirmen – Mıhlı Şelalesi

Küçükkuyu’ya hayat veren Mıhlı Çayı cömertçe sergilediği doğal güzellikleriyle mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Bölgeye giden yolun 5 km sonrasında karşınıza çıkan Başdeğirmen mıntıkası ünlü bir mesire yeridir. Mıhlı Çayı’nın bereketi toprağa öyle yaramış ki, ağaçlardan gökyüzü görünmüyor. Burada Rumlardan kalma bir değirmen var. Su yolları ve taşları aynen muhafaza edilen değirmen restore edilmiş. Roma döneminden kalma kemerli bir köprü de bu değirmene eşlik ediyor. Değirmenin bir kaç km sonrasında yüzülebilecek ölçülerde harika bir gölet ve bu gölete akan harika şelale bulunmaktadır.

Bergama Kalesi

Pergamon kentinin Akropol’ü (“kentin yukarı bölümü”), Bakırçayı’nın suladığı ovaya egemen bir tepenin üzerinde yer alır. Büyük bir kale görünümündeki Akropol’ün ana kapısına varmadan solda Heroon’un kalıntıları vardır. Heroon, Antik Yunanistan’da bir kahraman ya da yarı tanrı adına yapılmış ve çevresi sütunlu bir galeriyle çevrili kutsal yerlerin adıydı. Heroon’da, dinsel törenin yapıldığı oda (kült odası) geniş bir ön galerinin arkasındaydı. Heroon’un kuzeyinde Helenistik dönemden kalma bir dizi dükkândan oluşan uzun bir yapı bulunuyordu.

Truva Atı

Truva atı, Odysseus’un Truva surlarını aşmak ve şehre gizlice girmek için yaptırdığı tahtadan at maketidir.Savaş yaklaşık 10 yıldır sürüyordur. Askerler bıkkın ve yorgundur. Zekası yüzünden Athena tarafından da sevilen Odysseus’un aklına tahtadan bir at yapma fikri gelir. Plana göre Akhalılar savaştan çekiliyor gibi gözüküp, geride çok büyük bir tahta at bırakırlar. Odysseus ve diğer seçkin komutanlar atın içine gizlenirken, diğerleri denize açılıp gemileri Bozcaada’nın arkasına, Troyalıların onları göremeyeceği bir şekilde gizlerler. Planın yürümesi için, görevi tahta atın Truvanın surlarından içeri girmesini sağlamak olan bir Akhalı askeri atın yanında bırakırlar. Akhalıların çekildiğini gören Truvalılar, şaşkınlık içinde batı kapısının önündeki dev tahta atın yanına giderler. Bu sırada ortaya çıkan Sinon ismindeki Akhalı asker, ağlayıp, sızlanarak Yunanlılardan nefret ettiğini, onu Akhalıların geri dönüşleri için gerekli rüzgarın çıkması adına kurban seçtiklerini ve kendisinin kaçarak kurtulduğu yalanını söyler ve şöyle devam eder:

Tahta at Tanrıça Athena’ya kutsal bir sunak olarak yapılmıştır. Büyük olmasının sebebi Troyalıların onu dar şehir kapılarından şehrin içine almalarını engellemek içindir. Akhaların beklentisi Troyalıların bu atı yakıp yıkmalarıdır. Böylece Tanrıça Athena’nın öfkesini Troya üzerine çekmiş olacaklardır. Ama Troyalılar atı şehrin içine alıp onu korurlarsa Athena’nın lütfu Troyalılara yönelecektir.

Barış özlemiyle yanıp tutuşan Truvalılar bu yalana inanırlar ve tahta atı içeri alırlar. Gece barış kutlamalarıyla coşan ve alkolün etkisiyle sızan Truvalılar, atın içindeki Akhalı Savaşçılara gafil avlanırlar. Bu sırada Truva’nın surlarına yaklaşmış olan Akhalı Ordusunun da takviyesiyle Truva Şehri tamamen harabe haline dönüşür. Truva’nın baştan sona yakıldığı bu korkunç katliam sonrasında Menelous Helen’i alarak Yunanistan’a yelken açar. Çanakkale ilinde kordonda yer almaktadır.